124 kişi kendisini tutuyor, 60 arkadaşı var.
| tuttum | geyikligece |
| tuttum | nekadardelivar |
| tuttum | CagriBihter |
| tuttum | deep thought |
| tuttum | Punishmentofmyrrha |
| tuttum | ayisil |
| tuttum | ElberethXSimurg |
| tuttum | marihuanstillalive |
| tuttum | Lenore ava adore |
| tuttum | static monaLisa |
| tuttum | 105 |
| tuttum | akustik tecrit |
| tuttum | Akhilleuss |
| tuttum | gamzeifettankontes |
| tuttum | neyebenzer |
| tuttum | joufa |
| tuttum | bebekkk |
| tuttum | kinslamer |
| tuttum | yitirilmis ne varsa |
| tuttum | transept a |
Oyş... ne hoş bi müziktir bu böyle, aya yorgi'den turkuaz denizi izledim sanki gözlerimi kapayıncaç
hem nasIl bir keyif .. ben yeni ke$fedenlerdenim ..3 - 5 oldu .. bayIla bayIla dinlemekteyim ..
maybaş ergen burçin isyanı 14 yy.da ceneviklilerle venedizlileri karşıya getirmiş ama bu da her ergen isyanı gibi anne terliğiyle son bulmuş.
nasıl bir panon var arkadaş anlamadım gitti ne bir isim ne bir açıklama..bir de müsait bi yerde ölebilir miyim diyen bi arkadaşım olduğu için azap duydum..burada kafayı bulup feysbukta yardırıyorsun herhalde.
normalde ben de ossüç rakam ile 33 ama gziliyom.neme lazım anacım çıtır felan düşer yani.. boş amı gitsin fingirleirm
ne diyonuz la? kim kimle konuşuyo? gözlüklü adam kim? sigarayı kim içmiş? ne olmuş? nerde olmuş? nasıl olmuş?
hadi arabama atlayın da gezdireyim sizi iki tur
...''Saçlarını tanıyorum,
külrengi, hatta altın sarısı olan.
Gene söylüyorum yalnızca boş ve yapay
yanlarını yitirdim eşyanın.
Bu soylu sözler Milton’un bilgeliği,
ama ben gene de harfleri ve gülleri düşünüyorum''...
sokağa çık, üstün başın, kekeme dilinle sokağa çık ve anlat bunu herkese
ölü balık gibi bakan şu kadına, uyuklayan şu yolcuya, şu dakikaya
şu dakikaya istesek sığabilecek resimler var gözü yok ressamların resimleri var
ordan bakınca görünenin, ordan bakınca bir şey görünmez puslu isli bilyeler
çocuklar saklı bahçede saklambaç oynayan erik gözlü çok terli yaz gibi
kesik kesik denenebilir ölmek, kesik kesik başlanabilir şiire, bilincin akması gibi
genellemeler yapılabilir eski komünistler hakkında, politika ve magazin hakkında
kadersiz emeksiz kimsesiz kızlı erkekli hayata karşı bir dakika iki dakika üç
ben bu şarkıları olan adamdan daha çok biliyorum sokakları demek ki boşuna
boşuna değil sokağa çık demem, reklam değil, efsane, esatir, masal değil, sokağa çık
sokakta başıboş serseriler, fazla meşgul adamlar, başkenti tutanlar, tribünü yakanlar
artık kimsecikler yok diyorum, inanın, artık kimsecikler yok bir çılgınlıktan başka
amin yok, dua yok, ağır tütsü, balıkçı yaka kazaklar yok, işçiler yok
resimler yok oluyor, çakı gibi delikanlılar, kalem gibi kızlar, yok oluyor resimlerdeki her şey
sıkıcı şeyler, bundes liga mesela.
İ.K
geride bırakıp herşeyi
kendimi geçtiğimi düşünüyorum
öylece çıkıverdiğimi hayatımdan
ahh ne uzak bir hayale öykünüyor ıssız içim
acı bir gülümseme dudağımdaki
şimdi (um)arsızca şu sokaktan
kendimi geçtiğimi
düşü
/nü/
yorum
''sen adımını attığın andan itibaren hira dinginliğine dönüşecek ortalık...tanrı bizimle de konuşur belki''
Ah benim evcil yalnızlığım, ah aklı karışıklığım, savrukluğum, sarsak kalbim, çingene bilincim, okunmamış muskalarım; bana aşk dokundu galiba. Galiba dünya dönmüyor sahiden.
hadi lan isyankar börülce,onu bunu bırakta yarın sorun yok herhalde.
Ağa herhalde upload oranı %99'lara dayanmıştır.Complete olması bile muhtemeldir.Selam eder giderim.
"Geriye dönüş yoktur. Çünkü zaman her şeyi mahveder. Bazı şeyler onarılamaz. İnsan bir hayvandır ve intikam isteği, doğal bir dürtüdür. Çoğu suç cezalandırılamaz. Sevilen birini kaybetmek, insanı yıldırım çarpmış gibi mahveder. Çünkü aşk, yaşamın pınarıdır.
bir de şöyle demiş;
Şaşkınım şehir açmıyor beni ve nâmım yürümüyor burda / çünkü tuhaf burda herşey / taksiler sığmıyor şehre / denize sel basıyor hayret..
kentlere ve insanalra karşı neler demiyorum ki...
bi şehrin tam kalbinden beyninden vurup gitmeli.. rahmetle...
Kırık bir ayna tuttum aleme....Ayna da belirdi aşk...
ve dedi: Nakış donmuş bir hayalin resmi. Dönmezsem beni nakşet...
O gün, bu gün.. Donukluğa bakıyor, onu yaşıyor alem...
Seni istiyorum ben...
Seni....
gözlerim biraz yorgun. içinde bekleyişler, bekleyişler, bekleyişler, bekleyişler, bekleyişler, bekleyişler…
"Sen elifsin, güzel he'sin. Ben senden geldim, seninle doğrulttum yüzümü, sana yöneldim, sana verdim gönlümü. Ben senin ben olabilmen için sen oldum"
o değil de bu panonun adı ne zamandan beri kentlere ve insanlara karşı... imiş. hayret?
konferans kişisi gibisin yaa ne öyle kentsel çözümler falan. yerel gündem 21 misin nesin bilelim.
bana yapıştırmaya çalıştığın etiketi genel ahlaka mugayir buldum aşkitosun. mugayir miydi o kelime tam emin değilim. ahlak mahlak kalmadığı için buralarda, kelimeyi de unuttuk tabi ehi.
sabahın 4'ünde yapıştırılan bi etiketin genel ahlaka mugayir bulunması da bi saçmalık yani aşkitosun. olmaz, olamaz.. neresi mugayir de hele? ya de mugayir ise ne b.k yemeğe dalıyosun öyle mugayir etiketlere. hiç yakıştıramıyorum sana. sen ki benim dağ gibi aşkitosunumsun. tonlarca ağırlığındasın ama.. gel gör ki, ne tür edalardasın..
bende mugayir etiket istiyorum..mugayir olmasa da olur..olsa daha iyi gibi sanki
vay başıma vaylar başıma. ne yapıştırmıştım ki ben bu felisiyus aşkitosununa. hatırlamıyorum belanımabla bi soram, öğrenem, bi de elife danışam, onaylarsan yapıştıram. etiketlenmek iyi bişey değil günümüzde. fişlenmiş gibi hisseder insanoğlu kendini.
zigiş zoguşlu bi etiket yapıştırmaya utanmıyor musun ben gibi hanım kıza:(
matematiği sevmiyoruz baylar
12 resim ve ikametgahla hiç bir yere başvurmadık
ceketimizin ön düğmesi hala kopuk
yoksul kızları ve gözlüklü çocukları savunuyoruz
kentin tanrılarına karşı
yarını düşlüyoruz...
Elbette ben de, zaman zaman kendimi; Ankara'nın Emek semtinde karlı bir ağustos günü Kadıköy vapuru bekleyen ihtiyar tavşanın koltuğunun altındaki çikolata kutusuna sıkıştırılmış kırmızı ekmek gibi hissediyorum...
Herkes bazen öyle hisseder ki..
"kentlileri Tanrı korusun. Doğayı sürmüşler kentin dışına, uzaklara... Şimdi şurdan on tane geyik geçse, baksak, dağılırdı ıssızlığı sokağın."
Şehrin can damarını kesmeye gelmiştim. Ceplerinde akrep, duruşlarında yelkovan, kıraç bir zamana kulak kesilmiş suretler gördüm, yüzsüz... Ey benim çıplak yalnızlığım, gözlerine mil çekilmiş bir vicdana ne söylenebilir ki?
eline sağlık Tanrım, leyla çok güzel olmuş. Tanrım eline sağlık, dünya da güzel olmuş. Keşke biraz ölmesem..
çiğ köfte mi, içli köfte mi deseler çiğ köfte derim. çok güzel oluyo böyle acılı acılı miss..
Bütün suçlar, bütün aşklar, bütün kaçaklar, bütün ihanetler, bütün kırıklıklar üstümüze boca ediliyor ansızın ve kör ve yaralı ve sadık ve kalbimizi avuçlarımıza alarak yıkılıyoruz.
- yazarım sana.
- yazma.. o zaman.. o zaman bekliyor insan. hem buraya çok az insan geliyor. çok insan da gidiyor. kalanda bekliyor ama bazen çok uzun bekliyor. yani, hani, mesela zannediyosun ki birisi gelecek.. boş uzun bi yol. devamlı ona bakıyosun. sonra kimse gelmiyor. yazma o yüzden.
- ben seni hiç unutmayacağım.
Neden, hayat; kızlara bir güzellik yarışması, delikanlılara paranın gücü olarak sunulur?
Neden, türbanlı kızlar, bu kadar iddialı giyinir, tesettürlerini markalaştırır? Devrimci kızlar, neden salaş ve iddiasız görünür?
hic oyle birsey yok ..
benim iddiam daglara okur meydan ..
bunu bi soyliim ..
Yaşamı sözcüklerde boğanlar, hayat yoksulları.
Aşksızlıktan ölenler, ciddiyetten ölenler, standart yaşam budalaları...
Allah kadar cezalandırıcı olduklarını düşünenler, cenneti etiketleyenler, cehennem reklamcıları...
Sensualistler, dualistler, optimistler, pesimistler, pragmatisler, fonsiyonalistler, pozitivistler, marksistler, satanistler, Müslümcüler, Orhancılar...
Eşcinseller, feministler, yeşil dünya veletleri...
"Kediler gibi olduk, sinsi bir asalaklık ve kayıtsız bir evcillik içindeyiz. Toplumsal hayatın sıcaklığında kendimizi iyi hissetsek de, tarihsel tutkularımız yapay bir mahremiyetin solgun ışığında çörekleniveriyor ve yarı açık olan gözlerimiz televizyon imgelerinin barışçıl geçişini kolluyor yalnızca."
Jerzy KOSINSKI
ya da Murat Menteş Korkma Ben Varım
ne güzelmiş ama daha başından.
bir söğüt ağacı gördüm, derenin kenarında bacak bacak üstüne atmış oturuyordu...
Dünya! Boyunduruk altına aldın mı insanı, nasıl da güzelleştiriyorsun el yordamıyla…
gacırtttt. içeri giren malum şahsı hepimiz tanırız haliyle. atom mu dediniz kullarım, parçalarım, parçalarım ohhh parçalarım. böyle böyle memleketteki bütün atomlar parçalandıktan sonra artık başka mecraların konusu olabilir. atom karınca, atom içeceği, atom zırtı, atom rekatı, atomik bakışlı güzel, atomcu(g.tcü gibi bir manası var), atom tefrikası vs. vs.
yuzbes kişisini tutan yüzbeş numerolu arkadaşa yüzbeş kere maşallah sözü üzerinde olsun diye nazar boncuğu ikramımdır.
sana vereceğim şey kişiye özel olacağı için burada ifşa etmeye gerek yok gibime geliyor cigerim.
TOKİ'nin yoksullar için yapacağı ve ayda 100 lira ödemesi olan evlerden alabilmek için başvuru kuyruğuna giren teyzemin biri mikrofon uzatan muhabire ağlayarak dert yanar:
- Kocam 10 aydır işsiz, 5. çocuğuma 4 aylık hamileyim, ev almak istiyorum ama şartlarımız uymuyormuş!
Anlaşılan o ki, evin reisi olan beyamca 10 aydır gündüzleri kahvede, gece de yatakta üretim yaparak ülke ekonomisine katkı sağlamayı tercih ediyor.
acaba biraz daha bekleyip tam tamına 105 harften oluşan bi not mu eklesem. yarebbım ne kadar yaratıcı oldum ben bu son günlerde.
ah be more, yakınlarda olsan sana biber dolması hazırlar getirirdim. uzaklardasın komiklikler, şakalar yapıp getirebiliyorum.. ama üzülmüyorum. zira benim hala ümidim var, kaybetsen bile istediğin kadar.